
İnsanın immünolojik ve psikolojik tablosuna göre fiziksel hastalıkların seyri çok değişkenlik gösteriyor. Hastalık hafif bir durumdan, ağır duruma gelebilir. İmmüno-psikolojik tablo bozulma derecesine göre de fiziksel hastalıktan kurtulma ihtimali zorlaşır, bazen de imkânsız hale gelir.
İmmün sistemi basitçe tarif edersek, hastalık yapan düşmanlara karşı vücudun savunma sistemi demektir. Psikolojik yapı ise insandaki duygu davranış düşünce algı gibi ruhsal ve zihinsel yapı demektir.
İmmüno-psiklojik tabloda denince, kişinin psikolojik yapısı ile immün yapısını tek bir tabloda ele almak gerekir. Çünkü hastalığı karşı birlikte hareket ediyor ve birbirine bağlı çalışıyor.
Bu iki yapıyı günümüz şartlarına göre örnekleme yaparsak; İmmün sistemin iyi olması demek, asker, uçak ve füzelerin modern ve çok fazla olması demektir.
Psikolojik tablonun iyi olması demek, komuta merkezinin doğru emir vermesi, ayrıca uçak ve füzelerin hedefi tam isabet etmesi için, sinyal ve iletişim sisteminin iyi çalışması demektir. Bu iki yapı iyi olunca hiçbir düşman zarar veremez.
O halde insanında, hastalık yapan düşmanlardan korunması için; vücudun güçlü olması ve vücudu çalıştıracak komuta merkezinin yani beyin ve iletişim sinyal sisteminin iyi olması gerekir.
Vücudun güçlü ve sinyal sisteminin çalışmasının iyi olması immüno-psikolojik tabloya bağlıdır. Bu immuno-psiklojik tablo, Tıp ilminde immünoloji ve psikoloji olarak iki ayrı bilim dalı olarak ele alınır.
İmmün sistemin güçlü olması birçok faktöre bağlıdır. Bu faktörlerden birisi de sağlıklı ve dengeli beslenerek vücudumuzun ihtiyacı olan besin ögelerini karşılayarak hastalıklara karşı koruyucu bariyer oluşturmaktır
Dengeli ve sağlıklı beslenme; günlük gereken karbonhidrat, protein, yağ, vitamin ve minerallerin, suyun vücuda yeterince alınmasıdır. Yani sadece belli besinlere yönelmek yerine kendimize bu grupları içeren sağlıklı beslenme tabağı oluşturmalıyız. Ayrıca günlük su tüketimimize mutlaka dikkat etmeliyiz.
Sebze ve meyve tüketimi gerekli vitamin ve mineral alımı için önemlidir. Özellikle E ve C vitamini bağışıklık sistemimizi güçlendirmede öncü rol oynarlar. Bu vitaminlerin bulunduğu sebze ve meyveler; ıspanak, Brüksel lahanası, dolmalık biber, portakal, kivi, mandalina vb.
Bağırsak sağlığımızın iyi olması sağlığımızın da iyi olmasını büyük ölçüde etkilediği için bağırsak mikrobiyotası dediğimiz bağırsağımızdaki yararlı mikroorganizmaların sayısını artırmak yararımıza olacaktır. Yararlı mikroorganizmaların sayısını artırmak için lifli beslenme ve probiyotikler yardımcımız olacaktır.
Lif; vücudun sindiremediği kompleks karbonhidratlara (tam buğday, tam tahıl, çavdar, bulgur, kurubaklagiller vb.) denir. Suda erimeyen lifler, atık maddelerin bağırsak içinde hareket etmesini sağlar. Suda eriyen lifler ise bağırsağı çalıştırarak kabızlığı önler.
Probiyotikler ise vücudumuzu zararlı bakterilere karşı koruyup, enfeksiyonların önlenmesine karşı yardımcı olarak bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Özellikle mevsim geçişleri ve kış aylarında bağışıklık sistemini güçlendirmek için probiyotik içeren besinler tüketmeliyiz.
Doğal olarak fermente edilmiş süt ve süt ürünler (yoğurt, kefir vb.), turşu, probiyotik yoğurtlar ve içecekler, toz şeklindeki destek ürünleri örnek olarak verilebilir. Bu günkü yazımızda hastalıklara karşı korunmamız için nasıl beslenmemiz gerektiğini vurguladık. Beslenme immün sisteme yararı olduğu kadar da psikolojik yapımızın iyi olmasını da sağlar.